Okuma oranı düşük ülkemizde bibliyoterapi ne kadar uygun?

bibliyoterapi

Daha önceki yazımızda bibliyoterapinin ucuzluğundan, çabukluğundan ve danışmaya gelmek istemeyen danışanlara birebir olduğundan bahsetmiştik. İlgili yazımıza ucuz bir danışma yöntemi olarak bibliyoterapi adresinden ulaşabilirsiniz. BT’nin hem uygulayıcıya hem de danışana pek çok kolaylıklar sağladığı ve bu nedenle tercih edildiği görülmektedir.

Sıklıkla tercih edilen bibiliyoterapinin kişiye sağlayacağı yararı birçok etmen belirlemektedir. Okuyucunun yaşı, eğitim seviyesi, motivasyonu, sahip olduğu iç görü, dinsel ve ruhsal yönelimleri ve kültürel altyapıları BT’nin ne kadar etkin olacağnı belirlemektedir . Ayrıca bireyin böyle bir yardıma hazır olması ve danışandaki sorunların düzeyi de kendi kendine yardım kitaplarından yararlanmasını etkilemektedir .

Kendi kendine yardım kitapları ve BT herkes için uygun bir yöntem değildir. BT yardım yollarından sadece biridir ve gerekli olduğunda kullanılmalıdır. Yardım için başvuran bireylerin okuma alışkanlığı ve okuma seviyesi de önemlidir. Okuma ve anlama düzeyi çok düşük olan danışanlar, okuduklarını anlama ve kendi yaşamlarına uyarlama konusunda güçlük çekmektedirler. Örneğin, İngiltere deki okuyuculardan %26’sının ve Fransa da ki okuyuculardan da %20’sinin okudukları kaynaklan anlamakta zorlandıkları belirlenmiştir. En fazla kitap okuyan ülkelerin başında, yüzde 21 ile Fransa ve İngiltere’nin olduğunu da belirtelim. Bireyin okuma seviyesi, dil ve kültürel sınırlılıkları bireyin bu yöntemden yararlanmasını engellemektedir. “Kitap reçetesi” yazılacak olan bireylerin motivasyon düzeyi yüksek ve kendi kendine yardım aracılığı ile bunlardan yararlanabilecek kişiler olması gerekmektedir. Genel olarak çalışan, günlük işlevlerini yerine getiren ve orta derecede depresyon, kaygı ve benzer sorunları olan normal bireylerde etkili olmaktadır.

Ülkemizde kitap okuma oranı

Bibliyoterapi en temel ve en kısa tanımıyla “doğru zamanda, doğru bireyle doğru kitabı buluşturmaktır.” Bir başka tanıma göre ise “insanların kimi temel gereksinimlerini tanıyıp doyum sağlama ve iyileşmelerinde onlara yardımcı olabilmesi için kitaplardan yararlanma sürecine bibliyoterapi denir”. Bu kavram dilimize uyarlamış ve “bibliyoterapi” yerine “okuma ile sağaltım” da denilmiştir. Bibliyoterapinin ülkemizde ne kadar yaygın şekilde kullanılıp kullanılmayacağını kitap okuma oranlarımıza göre tahmin edebiliriz. Ülkemiz 78 milyonluk Türkiye’de 2016 yılında kişi başına düşen kitap adedi 8.4 olmuştur. İhtiyaç listesinde kitap okumak 235. Sırada yer alıyor. En fazla kitap okuyan ülkelerin başında, yüzde 21 ile Fransa ve İngiltere var. Ardından, yüzde 14 ile Japonya geliyor. Türkiye’de ise, oran binde bir. Ülkemiz insanları kitapları seviyor fakat kitap okumayı pek sevmiyor. Bu durum bibliyoterapinin ülkemizde yeterince değer görmemesine neden oluyor.

Psikolojik danışmanlar sınırlılıkların farkında olmalı..

Psikolojik danışmanlar bibliyoterapi yönteminin sınırlılıklarını bilmek ve bunlara dikkat etmek zorundadırlar. Danışanlar okudukları kaynakları nasıl anlayacaklarını ve yorumlayacaklarını bilemeyebilir, yanlış yorumlayabilirler veya yanlış yansıtmalarda bulunabilirler ya da okumaktan tamamen kaçınarak sorumluluktan kurtulmaya çalışabilirler. Bazı durumlarda ise okuyucular okudukları materyallere bakarak kendi kendilerini yanlış değerlendirirler ve yanlış yöntemlere başvururlar. Sorunlarını çözmede başarısız olunca da bundan duygusal ve fiziksel sağlıkları olumsuz olarak etkilenir. Ayrıca yaşanan bu olumsuz deneyimler danışanın bir danışmana başvurmasını ve uygun yardım almasını da engeller.

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi
2010, 4 (33), 46-56

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir